14 Nisan 2009 Salı
Farzedelim
Fizikçi demiş ki:
- Bir taşla vurup açalım, yeriz.
Kimyacı demiş ki:
- Ateşe atalım hem sıcak bir şeyler yemiş oluruz hem de kutu açılır.
Ekonomist lafa girmiş:
- Farz edelim ki elimizde bir konserve açacağı var.
Arizona'da Tren Yolu
- Tom Baba, başka çözüm bulamadık. Demiryolunu sizin evden geçirmek zorundayız.
Tom Baba öfkelendi:
- Demek benim evimden! Olur mu öyle şey! Yani trenin her geçişinde gelip kapıyı açacağım, öyle mi?
Talihsiz İşçi
Sayın şantiye şefim; İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur;
•Bildiğiniz gibi ben bir duvar ustasıyım. İnşaatın altıncı katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 250kg kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu,
•Aşağı indim, bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım ve ardından altıncı kata çıktım.
•İpi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya saldım.
•Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili altıncı kata çıkardım.
•İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım.
•Bütün tuğlaları varile doldurdum.
•Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm.
•İpi çözmemle birlikte birden kendimi havalarda buldum. Nasıl bulmayayım? Ben yaklaşık 70 kiloyum. 250 kilogramlık varil süratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti. Heyecan ve saşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim.
•Ben yukarı çıkarken yolun yarısında, aşağı inmekte olan tuğla dolu varille çarpıştık. Sağ iki kaburgamın kırıldığını hissetim.
•Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı; Parmaklarım da bu sırada kırıldı. •Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı. Varil hafifleyince, bu sefer ben aşağı inmeye varil ise yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık! Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı.
•Yere inince can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim. Bu sefer de başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime geldiğini gördüm! Kafatasımın da böyle çatladığını sanıyorum. Bayılmışım, gözümü hastanede açtım.
Üniversitede Okumuş
- Hey sen al şu bezi yerleri silmeye başla.
Genç:
- Ama efendim ben üniversitede okudum
Patron:
- Ha o zaman başka ver bezi, ben sana nasil yapacağını göstereyim.
13 Nisan 2009 Pazartesi
Daha İlginç
— Ben aslında bir insanım, eğer beni bir kere öpersen çok güzel bir prenses haline gelirim.
Adam kurbağayı eline alır ve cebine koyar.Kurbağa tekrar dile gelir:
— Eğer beni öpersen çok güzel bir prenses olacağım ve seninle evlenmeye hazırım.
Adam kurbağayı cebinden çıkarır, şöyle bir bakar ve gülümseyerek yeniden cebine koyar.Kurbağa yalvarmaya başlar;
— Eğer beni öper ve güzel bir prenses haline çevirirsen seninle evlenirim.
Adam tekrar kurbağayı çıkarır, şöyle bir bakar ve gülümseyerek cebine koyar.Sonunda kurbağa dayanamaz:
— Senin neyin var? Sana çok güzel bir prenses olduğumu ve beni öpersen seninle evleneceğimi söyledim. Neden beni öpmüyorsun?
Sonunda adam konuşur.
— Bak, ben bir mühendisim. Kızlarla uğraşacak vaktim yok, fakat konuşan bir kurbağa çok daha ilginç geliyor.
Ferdinand Porsche
— Tanrı ile 1 saat konuşmak isterdim.
Melek derhal isteğini yerine getirmek üzere Ferdinand Porsche'yi bir salona alıyorlar. Porsche Tanrıya soruyor:
— Kadını yaratırken düşüncelerin nerdeydi?
Tanrı:
— Ne demek istiyorsun?
Porsche:
— Çok hatalı yaratmışsın! Şöyle ki:
1.Ön taraf aerodinamik değil.
2.çok ses yapıyor.
3.Bakım masrafları yüksek.
4.Ayda 5 – 6 gün, tamamen kullanılmaz durumda.
5.Arka taraf çok sarkık duruyor.
6.Sürekli boyanması ve yenilenmesi gerekiyor.
7.Egzoz, emisyona çok yakın.
8.Farlar genellikle küçük.
9.Yakıt da son derece pahalı.
Tanrı kısaca düşündükten sonra cevap veriyor:
— Ferdinand, bunların hepsi doğru olabilir!! Ama istatistiklere göre; bir çok erkek benim icadıma senin icadından daha fazla biniyor!!.
Yemek Seçimi
Bir süre sonra garson bir tabak meyveyle gelir. Adamımız garsona meyveyi kenara koymasını işaret ederek parmağıyla listedeki başka bir yeri gösterir. Bu kez, bir dilim pasta gelir. Mühendisin karnı çok acıkmıştır. Parmak yöntemiyle güzel bir yemek seçemeyeceğini de anlar.
Çevresindeki masalara bakar. Karşı masada bir Çinli et yemeği yemektedir. Mühendis, karşı masadaki adamın yediği yemeği gösterir ve garsona o yemekten getirmesini işaret eder.Gelen et yemeğini büyük bir iştahla yemeye başlar. Birkaç lokmadan sonra, şimdiye dek bu tatta bir et yemeği yemediğini fark eder. Pekin ördeklerinin ününü duymuştur. Acaba bu yediği onun eti midir?
Merakını yenemez ve garsonu çağırır, eti gösterir ve kollarını kanat gibi yaparak, “Vak, vak!?” der.Çinli garson soruyu anlamıştır. “Hayır” anlamında başını salladıktan sonra, doğru yanıtı verir:“Hav, hav, hav!”
Delik delin
Uçak fabrikasında hummalı bir şekilde yeni bir tasarım yapılmaktadır ve her şey mükemmel. İlk test uçuşu yapılır fakat uçağın kanatları gövdeyle bağlantı yerinden kopar. Tüm ekip enkazın başındayken, birisi:
— Kanatla gövdenin birleştiği yerlere delik delin!
Yeniden hesaplamalar, iki yıllık çalışma, test uçuşu. Ancak sonuç ne yazık ki aynıdır. Kanatlar yok. Fabrikada enkazın başında toplananlardan ayrı acayip adamdanaynı öneri:
— Delik delin kardeşim!.
Üçüncü denemenin de sonuçları aynı olunca proje sorumluları çaresiz acayip adamın dediğini uygularlar. Sonuç tam bir başarı. İnanılmaz bir sağlamlık. Bunun üzerine acayip adamı fabrika içinde bulurlar ve proje müdürünün önüne getirirler:
— Biz bu kadar profesör ve mühendis, bilim adamı çözemedik, sen çözdün bu sorunu; kimsin sen?
Adamcağız sıkılarak:
— Tuvalet temizleyicisiyim, şey.. kahrolası tuvalet kağıtları hiç bir zaman delikli yerlerinden kopmazlar da!
Endüstri Mühendisi
Makine Mühendisi:
- Ben şimdi hallederim!
diyerek atılır, önce arabanın altına yatar, kaputu açar, bir kaç girişi sıkıştırır, bir kaç yere çekiçle filan vurur ama tık yok! Başı eğik arabaya geri döner.Bunun üzerine Elektrik Mühendisi atılır hemen, o da elektrik girişlerini, sigortaları kontrol eder, kablolarla oynar ama hareket yok!, O da çaresiz arabaya döner.Bilgisayar Mühendisi öne atılır ve arkadaşlarına dönerek:
- Eeee şey, arabadan hep birlikte çıkıp, tekrar girsek?
Hep birlikte çıkarlar ve yeniden binerler ama araba da yine tık yok.Üçü birden Endüstri mühendisine dönerler.O sırada elemanlarla ilgili gözlemlerini sürdüren, etüt çalışma sonucunda her üç elemanın da verimsiz çalıştığına kanaat getiren Endüstri mühendisi, her üçünü de arabadan indirir ve direksiyona geçer:
- Arabayı ittirin bakalım!!.
Öpmek ya da Öpmemek
- Gitmeden beni bir öper misin?.
Kız:
- Deli misin evin önünde annemler görür, sonra!!.
Erkek:
- Ne olacak canım, bu saatte kim görecek, ne olur! Seni çok seviyorum...
Kız:
- Ben de seni ama böyle uluorta yerde olmaaaz!!
Erkeğin ısrarı sürerken birden merdivenlerin ışığı yanar ve kızın küçük kız kardeşi belirir.Küçük kız:
- Babam diyor ki; öpecekse öpsün, öptürecekse öptürsün! Yoksa kendisi gelecek öpecekmiş. Ayrıca o salağa söyle elini diafon düğmesinden çeksin.
Müteahit
- Ya ne oldu vazmı gectiniz? Bakın biz hemen yaptık siz daha başlamadınız.
Cennettekiler cevap vermiş:
- Vallahi aradık taradık cenneti didik didik ettik ama bir tane müteahit bulamadık.
Kedi Testi
- Biz ürettiğimiz otomobillerdeki yalıtımı kontrol etmek için her 1000 otomobilden bir tanesinin içine bir kedi koyup kapılarını ve camlarını kapatıp akşam eve gideriz. Sabah geldiğimizde kedi havasızlıktan öldüyse yalıtımda bir problem yoktur, ama eğer kedi yaşıyorsa üretimde bir sorun olduğunu anlayıp tüm üretim kademelerini gözden geçiririz.
ABD'li mühendisler hayran kalmışlar. Daha sonra Türkiye'deki fabrikaları gezerlerken TOFAŞ'ın girişinde benzeri kafesleri ve içindeki kedileri görmüşler. Teknolojiyi hemen öğrenip uyguladığı için TOFAŞ'a hayran kalmışlar. Yinede Türk mühendisten açıklama istemişler. Bizim mühendis anlatmaya başlamış:
- Biz ürettiğimiz otomobillerdeki yalıtımı kontrol etmek için her 1000 otomobilden birisinin içine bir kedi koyup akşam eve gideriz. Sabah geldiğimizde kedi arabanın içinde ise bir sorun yoktur. Eğer kedi kaçtı ise üretimde bir sorun olabilir diye düşünürüz ama yinede üretime devam ederiz...
Neden
Bir rahip, bir doktor ve bir mühendis golf sahasının boşalmasını beklemektedirler. Mühendis:" Bu adamlar ne yapıyor böyle, 15 dakikadır bitirmelerini bekliyoruz."
Doktor:
"Bilmiyorum ama hiç böyle bir saçmalık görmedim."
Rahip:
"İşte görevli geliyor, onunla konuşalım."
Rahip:
" Merhaba, Şu anda sahada olan grup ne zaman çıkacak, neden bu kadar yavaşlar?"
Görevli:
"Evet onlar kör itfayeciler. Klübümüzde geçen sene çıkan yangında gözlerini kaybettiler. Bu yüzden istedikleri zaman burada ücretsiz oynamalarına izin verildi. "
Rahip:
"Ne kadar üzücü, bu akşam onlar için dua edeceğim."
Doktor:
"Çok güzel bir fikir, ben de hastanedeki doktor arkadaşlarla konuşup onlar için bir şeyler yapabilir miyiz diye bakacağım."
Mühendis:
"Bu adamlar neden geceleri oynamıyorlar?"
Temel ve NASA
- "1 Milyon Dolar" demiş ve eklemiş "kızılhaça bağışlayacağım."
İkinci aday olan doktora da aynı soruyu sormuşlar. Doktor:
- "2 Milyon Dolar" demiş "Bir milyonunu aileme bir milyonunu da tıbbi araştırmalara bağışlayacağım."
Üçüncü aday olan Temel'e aynı soruyu sormuşlar:
- "3 Milyon Dolar isterum" diye cevap verince yetkililer diğerleri bu kadar az isterken kendisinin neden 3 milyon dolar istediğini sormuşlar. Temel yetkililere doğru eğilmiş, kısık bir sesle:
- "1 milyonunu ben alırım, 1 milyonunu size veririm, mühendisi de Mars'a göndeririz."
Mühendis Eşşek
-Ne yapıyorsunuz böyle?
-Yol yapıyoruz.
-Bu eşşek ne için?
-O, yolun mühendisi. Yola uygun geçişi o gösterir.
Barış Gönüllüsü katıla katıla güler :
-Ya eşek bulamasaydınız?
-İşte o zaman Amerika'dan mühendis getirirdik!
Balıkçı Temel
Yedek Motor
- Üzülme. Benim bagajda bir yedek motor daha var!
Bilginin Bedeli
Uzman gelip makineyi inceledi. Durumuna baktı. Sonra çantasından bir çekiç çıkardı. Elinde çekiçle makineye yaklaştı. Makinenin belli bir noktasına elindeki çekiçle dikkatlice sert bir vuruş yaptı. Makine hemen çalışmaya başladı ve hiçbir arıza olmamış gibi devam etti. Fabrika tekrar harekete geçti.
Uzman fabrikadan ayrıldıktan iki gün sonra faturasını gönderdi : "Hizmet bedeli karşılığı 1.000 USD (bin dolar)" Fabrika müdürü bu faturaya çok kızdı. Tepesi attı ve bir çekiç darbesi için bin doları çok buldu. Uzmandan ayrıntılı fatura göndermesini istedi.
Uzmandan bir gün sonra aşağıdaki ayrıntılı fatura geldi :
Makineye cekiçle vurma bedeli.............. 1 $
Nereye vuracağını bilme bedeli........... 999 $
Toplam................................................ 1.000 $
Amerikan Teknolojisi
Arabistan kralı da adamlarına aynı uçaktan yapılmasını emretmiş. Aradan zaman geçmiş uçak hazır olunca bu sefer Arabistanlılar Amerikalıların kapısını çalmış test için... Amerikan pilotu uçağa bakmış aynen kendi uçakları içinden geçirmiş bu Araplar ne kadar kopyacı... Binmiş uçağa kontroller falan hep aynı hiç güçlük çekmeden kaldırmış biraz irtifa aldıktan sonra motorlardan biri susmuş tam paniklerken mekanik bir ses : "This is Arabic technology, please don't panic." demiş... Amerikalı içinden pes yani kopyanın bu kadarı olur diye geçirirken 2. motorda gitmiş. Amerikalı kopyanın teknolojisine güvenerek sırtını yaslamış tam bu esnada mekanik ses başlamış : "This is Arabic technology, please don't panic... Please repeat after me; eşhedünla ilahe illallah ve eşhedüennemuhammeden abdühü ve rasülühü"